"elbowing" in Turkish
Definition
Kalabalıkta dirseğini kullanarak insanları itmek veya yer açmak; aynı zamanda rekabetçi ve zorlayıcı davranışı da anlatabilir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle kaba veya rekabetçi hareketler için kullanılır; 'elbowing your way', 'elbowing out' gibi kalıplarla sıkça kullanılır. Hafif dokunuşlar için uygun değildir.
Examples
He was elbowing people to get to the front of the line.
Öne geçmek için insanları **dirsekliyordu**.
Stop elbowing your sister at the dinner table.
Yemek masasında kız kardeşini **dirseklemeyi** bırak.
Fans were elbowing each other to get closer to the stage.
Hayranlar sahneye yaklaşmak için birbirlerini **dirsekliyordu**.
She kept elbowing her way through the crowd at the concert.
Konserde kalabalık arasından sürekli **dirsekleyerek** geçiyordu.
Stop elbowing me—I’ll move over in a second!
Beni **dirseklemeyi** bırak—bir saniye içinde çekileceğim!
He’s always elbowing others out of the way to get what he wants at work.
O, işte istediğini almak için her zaman başkalarını **dirsekleyerek** devre dışı bırakıyor.