"disproportionately" in Turkish
Definition
Bir şeyin diğerine göre beklenenden fazla ya da az olması durumu.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle akademik ya da resmi metinlerde, oranlardaki adaletsizliği veya beklenmedik sonuçları belirtmek için kullanılır. 'orantısız şekilde etkilenmek', 'orantısız yüksek' şeklinde yer alabilir.
Examples
The disease disproportionately affects young children.
Bu hastalık küçük çocukları **orantısız şekilde** etkiliyor.
Women are disproportionately represented in politics.
Kadınlar siyasette **orantısız şekilde** temsil ediliyor.
Low-income families are disproportionately affected by rising prices.
Düşük gelirli aileler artan fiyatlardan **orantısız şekilde** etkileniyor.
The new tax law disproportionately helps wealthy people.
Yeni vergi yasası zengin insanlara **orantısız olarak** fayda sağlıyor.
Natural disasters often hit rural areas disproportionately hard.
Doğal afetler kırsal bölgeleri genellikle **orantısız şekilde** etkiliyor.
Minor mistakes can be punished disproportionately in some systems.
Bazı sistemlerde küçük hatalar **orantısız şekilde** cezalandırılabiliyor.