"deadlocked" in Turkish
Definition
Taraflar anlaşamadığında ve ilerleme sağlanamadığında ortaya çıkan durumdur.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle müzakereler, kararlar veya oylamalarda kullanılır. 'talks are deadlocked' veya 'negotiations are deadlocked' gibi ifadelerle yaygındır. 'Stuck'tan daha resmidir.
Examples
The talks remained deadlocked for months.
Görüşmeler aylarca **kilitlenmiş** halde kaldı.
Negotiations are still deadlocked after many meetings.
Birçok toplantıdan sonra müzakereler hâlâ **kilitlenmiş/çıkmazda**.
The two sides are deadlocked over the new law.
İki taraf yeni yasa konusunda **kilitlenmiş** durumda.
We're totally deadlocked—no one wants to compromise.
Tamamen **kilitlendik**—kimse taviz vermek istemiyor.
The jury was deadlocked and couldn't reach a verdict.
Jüri **kilitlenmiş**ti ve karara varamadı.
After hours of discussion, we’re still deadlocked on the main issue.
Saatlerce tartıştıktan sonra bile ana konuda hâlâ **kilitlenmiş** durumdayız.