"cuing" in Turkish
Definition
Birine ne zaman ne yapacağını bildirmek için sinyal veya işaret vermek; genellikle tiyatro, film ya da koordineli aktivitelerde kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle sahne sanatları veya koordineli işlerde kullanılır. 'Cueing' veya 'cuing' ikisi de doğrudur.
Examples
The director was cuing the actors from backstage.
Yönetmen, sahne arkasından oyunculara **işaret veriyordu**.
The teacher is cuing the students to answer.
Öğretmen öğrencilere cevap vermeleri için **işaret veriyor**.
Lights are cuing the dancers to begin.
Işıklar dansçılara başlamak için **işaret veriyor**.
He kept cuing me when it was my turn to speak.
Ne zaman konuşma sıram gelse bana sürekli **işaret veriyordu**.
They were cuing each other with nods during the meeting.
Toplantı sırasında birbirlerine baş hareketiyle **işaret veriyorlardı**.
I noticed the sound technician was cuing up the next track.
Ses teknisyeninin bir sonraki parçayı **hazırladığını** fark ettim.