"crooning" in Turkish
Definition
Yumuşak, hafif ve düşük bir sesle şarkı söylemek; genellikle romantik ya da huzurlu bir ortam oluşturmak için yapılır.
Usage Notes (Turkish)
Sanatsal ya da nostaljik anlamlarda kullanılır. Güçlü veya enerjik şarkı söylemek için uygun değildir. 'crooning a lullaby', 'crooning softly' gibi kullanımları yaygındır.
Examples
The singer was crooning a gentle love song.
Şarkıcı nazik bir aşk şarkısını **mırıldanıyordu**.
She rocked the baby to sleep while crooning a lullaby.
Bebeği uyuturken ona ninniyi **mırıldanıyordu**.
He spent the evening crooning old jazz tunes.
Akşamı eski caz şarkılarını **mırıldanarak** geçirdi.
You could hear his crooning from the next room.
Yan odadan onun **mırıldanmasını** duyabiliyordun.
Frank Sinatra was famous for his smooth crooning style.
Frank Sinatra, yumuşak **mırıldanma** tarzıyla ünlüydü.
He sat by the window, crooning softly to himself.
O, pencerenin yanında oturup kendine **yumuşak sesle şarkı mırıldanıyordu**.