"complicity" in Turkish
Definition
Başkalarıyla birlikte suça veya ahlaken yanlış bir işe bilerek katılmak ya da yardım etmek.
Usage Notes (Turkish)
Hukuki, akademik ve gazetecilikte yaygın; bilerek, suç veya hata içeren işbirliğini belirtir. Günlük işbirliği için kullanılmaz.
Examples
The suspect was arrested for his complicity in the robbery.
Şüpheli, soygundaki **suç ortaklığı** nedeniyle tutuklandı.
He denied any complicity in the cheating scandal.
Hile skandalında herhangi bir **suç ortaklığı**nı reddetti.
Their complicity was clear after the investigation.
Soruşturma sonrası onların **suç ortaklığı** netleşti.
She was silent, which many saw as complicity.
Sessiz kaldı, bunu birçok kişi **suç ortaklığı** olarak gördü.
Journalists accused the officials of complicity in covering up the truth.
Gazeteciler yetkilileri gerçeği örtbas etmedeki **suç ortaklığı** ile suçladı.
Without your complicity, this crime would not have happened.
Senin **suç ortaklığı**n olmadan bu suç gerçekleşmezdi.