"coercing" in Turkish
Definition
Bir kişiyi zorla, tehdit ederek veya baskı uygulayarak istemediği bir şeyi yaptırmak. Genellikle kişinin seçeneği olmaz.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve hukuki, politik veya ciddi alanlarda kullanılır. Sıkça 'into' ve 'by' ile birlikte görülür ('coercing someone into', 'coercing by threats'). 'Persuading' ile karıştırmayın, çünkü o durumda seçenek vardır.
Examples
They are coercing the workers to stay late.
Onlar işçileri geç saate kadar kalmaya **zorlamaktalar**.
The manager was accused of coercing people by threatening their jobs.
Yönetici, insanları işlerini tehdit ederek **zorlamakla** suçlandı.
Coercing someone is never a good way to solve a problem.
Birini **zorlamak** hiçbir zaman sorun çözmenin iyi bir yolu değildir.
He kept coercing his friend into agreeing with him, which made their argument worse.
Arkadaşını sürekli kendiyle aynı fikirde olmaya **zorlaması**, tartışmayı daha da kötüleştirdi.
Instead of coercing your team, try motivating them to do the work.
Takımınızı **zorlamak** yerine, onları işe motive etmeyi deneyin.
They weren't just persuading her—they were coercing her with threats.
Onlar onu sadece ikna etmiyordu—tehditlerle **zorlamaktaydılar**.