Herhangi bir kelime yazın!

"civilizing" in Turkish

uygarlaştırıcımedeni hâle getiren

Definition

Bir şeyi ya da birini daha gelişmiş, kibar veya kültürlü hâle getirmek için uygulanan süreç. Genellikle toplumları geliştirmek veya insanların görgüsünü artırmak için eğitim ya da toplumsal kuralların getirilmesini ifade eder.

Usage Notes (Turkish)

'Uygarlaştırıcı' genellikle tarihsel, akademik veya toplumsal tartışmalarda kullanılır; 'civilizing influence', 'civilizing mission' gibi kalıplarla geçer. Gündelik konuşmalarda nadirdir ve bazen değerlerin zorla benimsetilmesine eleştirel bir ton katabilir.

Examples

Education has a civilizing effect on children.

Eğitim, çocuklar üzerinde **uygarlaştırıcı** bir etki yapar.

Traveling abroad can be a civilizing experience.

Yurtdışına seyahat etmek **uygarlaştırıcı** bir deneyim olabilir.

Laws play a civilizing role in society.

Yasalar toplumda **uygarlaştırıcı** bir rol oynar.

He hoped that the new library would have a civilizing influence on the town.

Yeni kütüphanenin kasaba üzerinde **uygarlaştırıcı** bir etkisi olmasını umdu.

They described their project as a civilizing mission, but some locals disagreed.

Projelerini bir **uygarlaştırıcı** misyon olarak tanımladılar ama bazı yerliler aynı fikirde değildi.

Sometimes, what one group sees as civilizing can feel like interference to another.

Bazen bir grubun **uygarlaştırıcı** olarak gördüğü şey, bir başkası için müdahale gibi hissedilebilir.