"bruisers" in Turkish
Definition
Güçlü, iri yarı ve genellikle kaba veya korkutucu olan kişi.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle erkekler için kullanılır, argo ve şaka yollu olarak da kullanılabilir. Korkutucu veya güvenlik görevlisi tarzı kişiler için uygundur.
Examples
The two bruisers stood by the door, watching everyone who entered.
İki **kabadayı** kapıda durup giren herkesi gözlüyordu.
He was one of the biggest bruisers on the football team.
O, futbol takımındaki en büyük **kabadayılardan** biriydi.
The gang of bruisers scared everyone away from the alley.
**Kabadayılar** çetesi, herkesin ara sokaktan uzaklaşmasını sağladı.
Don't mess with those bruisers—they're looking for trouble.
O **kabadayılarla** uğraşma—onlar bela arıyorlar.
The club owner always hires a couple of bruisers for security on busy nights.
Kulüp sahibi yoğun gecelerde güvenlik için birkaç **kabadayı** işe alır.
When it comes to protecting their friends, those guys turn into real bruisers.
Arkadaşlarını korumak söz konusu olduğunda, o adamlar tam birer **kabadayı** oluyorlar.