Herhangi bir kelime yazın!

"browbeat into" in Turkish

zorla yaptırmakbaskı altına alarak mecbur etmek

Definition

Birini tehdit veya baskı ile istemediği bir şeyi yapmaya zorlamak; genellikle psikolojik baskı kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Resmi ve eski moda bir ifadedir, genelde olumsuz anlamda kullanılır. 'Browbeat into' ifadesinden sonra '-ing' takılı fiil gelir: 'browbeat him into signing.' Fiziksel değil psikolojik baskı kastedilir.

Examples

He browbeat me into agreeing with his plan.

O, beni planına katılmaya **zorladı**.

The boss tried to browbeat his team into working late.

Patron, ekibini geç saatlere kadar çalışmaya **zorlamaya çalıştı**.

She was browbeaten into apologizing even though she did nothing wrong.

Hiçbir suçu yokken **zorla özür dilettiler**.

Don't let anyone browbeat you into making choices you don't want.

Kimsenin seni istemediğin bir şeyi yapmaya **zorlamasına izin verme**.

The students felt they were browbeaten into accepting the new rules.

Öğrenciler, yeni kuralları kabul etmeye **zorlandıklarını düşündüler**.

He didn't want to go, but he was browbeaten into it by his friends.

Gitmek istemiyordu ama arkadaşları onu **ikna etti**.