"browbeat into" in Turkish
Definition
Birini tehdit veya baskı ile istemediği bir şeyi yapmaya zorlamak; genellikle psikolojik baskı kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve eski moda bir ifadedir, genelde olumsuz anlamda kullanılır. 'Browbeat into' ifadesinden sonra '-ing' takılı fiil gelir: 'browbeat him into signing.' Fiziksel değil psikolojik baskı kastedilir.
Examples
He browbeat me into agreeing with his plan.
O, beni planına katılmaya **zorladı**.
The boss tried to browbeat his team into working late.
Patron, ekibini geç saatlere kadar çalışmaya **zorlamaya çalıştı**.
She was browbeaten into apologizing even though she did nothing wrong.
Hiçbir suçu yokken **zorla özür dilettiler**.
Don't let anyone browbeat you into making choices you don't want.
Kimsenin seni istemediğin bir şeyi yapmaya **zorlamasına izin verme**.
The students felt they were browbeaten into accepting the new rules.
Öğrenciler, yeni kuralları kabul etmeye **zorlandıklarını düşündüler**.
He didn't want to go, but he was browbeaten into it by his friends.
Gitmek istemiyordu ama arkadaşları onu **ikna etti**.