"bring into being" in Turkish
Definition
Daha önce olmayan bir şeyi var etmek; yeni bir şeyin başlamasına veya oluşmasına sebep olmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmî ve edebi bir ifadedir; en çok akademik, felsefi veya yaratıcı ortamlarda kullanılır. Genellikle soyut şeyler için geçerli olup nesnelerde nadiren kullanılır.
Examples
The inventor wanted to bring into being a new kind of car.
Mucit yeni bir araba türü **meydana getirmek** istedi.
His words helped bring into being a strong friendship.
Onun sözleri güçlü bir dostluğu **meydana getirdi**.
The new law will bring into being many changes.
Yeni yasa birçok değişikliği **meydana getirecek**.
It took years to bring into being the organization that helps so many people today.
Bugün pek çok insana yardım eden o kuruluşu **meydana getirmek** yıllar aldı.
She managed to bring into being an amazing atmosphere at every party she hosted.
O, düzenlediği her partide harika bir atmosfer **meydana getirirdi**.
Do you think technology will someday bring into being whole new ways of living?
Sence teknoloji bir gün tamamen yeni yaşam biçimleri **meydana getirebilir mi**?