"brandishing" in Turkish
Definition
Bir şeyi, genellikle silahı, elinde tutup tehditkâr veya dikkat çekici şekilde sallamak. Dikkat çekmek amacıyla herhangi bir nesneyle de yapılabilir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle silahlar için kullanılır, ama her türlü nesnede de olabilir; sadece 'el sallamak'tan daha etkileyici veya tehditkârdır. 'brandishing a [weapon]' ifadesi tehdit niyetini gösterir.
Examples
The man was brandishing a knife in the street.
Adam sokakta bıçak **sallıyordu**.
She entered the room brandishing a stick.
Odaya bir sopa **sallayarak** girdi.
He was brandishing his report card to show his good grades.
İyi notlarını göstermek için karneyi **sallıyordu**.
The thief ran out, brandishing a crowbar and shouting.
Hırsız, levye **sallayarak** ve bağırarak dışarı koştu.
Kids were brandishing water guns all over the park.
Çocuklar parkın her köşesinde su tabancası **sallıyordu**.
He stormed in, brandishing a letter and demanding answers.
Bir mektupla **sallayarak** içeri daldı ve cevap istedi.