"bounding" in Turkish
Definition
Genellikle bir hayvan ya da enerjik bir çocuk gibi, ardışık ve enerjik sıçrayışlarla ileriye hareket etmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle hayvanlar veya çocuklar gibi enerjik tekrarlı sıçramalar için kullanılır. 'bounding over', 'bounding across' gibi hareket bildiren ifadelerle geçer. 'binding' veya 'boundary' ile karıştırmayınız.
Examples
The deer came bounding across the field.
Geyik tarlanın üzerinden **zıplayarak** geçti.
Children went bounding down the hill, laughing loudly.
Çocuklar tepeyi **zıplayarak** ve yüksek sesle gülerek indiler.
The dog was bounding happily in the park.
Köpek parkta mutlu bir şekilde **zıplayarak** koşuyordu.
He came bounding into the classroom, full of energy.
Sınıfa enerji dolu şekilde **zıplayarak** girdi.
With a few bounding leaps, the rabbit disappeared into the bushes.
Birkaç **zıplayarak** sıçrayışla, tavşan çalılıklara kayboldu.
The ball kept bounding around the court, never stopping.
Top, hiç durmadan sahada **zıplayarak** dolaşıyordu.