"beset" in Turkish
Definition
Bir kişinin ya da şeyin çok sayıda sorun veya zorluk tarafından etrafının sarılması, sürekli dertlerle uğraşması.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ya da edebi dilde kullanılır. Genellikle 'be beset by/with' şeklinde, birinin çokça sorunla uğraştığını belirtmek için kullanılır.
Examples
The town was beset by floods every spring.
Kasaba her bahar, seller tarafından **kuşatılırdı**.
He felt beset by worries before the test.
Sınavdan önce endişelerle **sıkıntı içindeydi**.
The company was beset with financial difficulties.
Şirket, mali zorluklarla **kuşatılmıştı**.
In recent years, the project has been beset by delays and unexpected costs.
Son yıllarda, proje gecikmeler ve beklenmedik maliyetlerle **kuşatıldı**.
Her journey was beset with challenges, but she never gave up.
Onun yolculuğu **zorluklarla kuşatılmıştı**, ama asla vazgeçmedi.
The athlete’s career has been beset by injuries since the start.
Sporcunun kariyeri başından beri sakatlıklarla **kuşatılmıştı**.