"antagonise" in Turkish
Definition
Birini size karşı düşman yapmak ya da öfkelendirmek; birini kendinize rakip hale getirmek.
Usage Notes (Turkish)
Resmî veya akademik ortamlarda daha çok kullanılır. Biriyle düşmanlık yaratmaya yönelik kasıtlı ya da bilinçsiz davranışlardan söz edilirken tercih edilir. 'provoke' ya da 'irritate' ile karıştırmayın.
Examples
Don't antagonise your little brother.
Küçük kardeşini **kışkırtma**.
His rude comments antagonised the team.
Onun kaba yorumları takımı **karşısına aldı**.
Try not to antagonise the new student.
Yeni öğrenciyi **karşına almamaya** çalış.
He didn't mean to antagonise everyone at the meeting, but his jokes went too far.
Toplantıda herkesi **karşısına almak** istememişti ama esprileri fazla kaçtı.
If you keep complaining, you'll only antagonise the staff.
Şikayet etmeye devam edersen sadece personeli **karşına alırsın**.
Sometimes, asking difficult questions can unintentionally antagonise your boss.
Bazen zor sorular sormak, istemeden patronunu **karşına alabilir**.