"against the grain" in Turkish
Definition
Alışılmış, beklenen ya da doğal düzene aykırı şekilde davranmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle toplumsal kurallara veya beklentilere karşı yapılan işler için kullanılır; fiziksel anlamı olsa da (ör. ahşap kesmek), en çok mecazi anlamda kullanılır.
Examples
He has always acted against the grain.
O her zaman **alışılmışa aykırı** davrandı.
Cutting wood against the grain makes it rough.
Odunu **doğal akışa ters** kesmek, yüzeyini pürüzlü yapar.
Her opinions often go against the grain.
Onun fikirleri sıkça **alışılmışa aykırı** olur.
Speaking up at the meeting felt against the grain, but I had to do it.
Toplantıda konuşmak **alışılmışa aykırı** geldi ama yapmak zorundaydım.
Wearing bright colors goes against the grain in this conservative office.
Bu tutucu ofiste parlak renkler giymek **alışılmışa aykırı** sayılır.
It goes against the grain for him to follow rules blindly.
Kurallara körü körüne uymak onun için **alışılmışa aykırı**.