"weathered" in Turkish
Definition
Uzun süre hava şartlarına maruz kaldığı için eski, aşınmış veya değişmiş görünen nesne ya da kişi. İnsanlarda yaşanmışlık ve direnç anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle ahşap, taş veya çok dışarıda kalmış yüzler için kullanılır. 'Damaged'den farklı olarak, zarar anlamı taşımaz, daha çok görünümdeki değişiklik ve yaşanmışlık ifade eder. Örnekler: 'weathered face', 'weathered wood'.
Examples
The old barn has a weathered look.
Eski ahır **yıpranmış** bir görünüme sahipti.
His face was weathered by years of hard work.
Yüzü, yıllar süren zorlu çalışmalardan dolayı **yıpranmıştı**.
The weathered rock was smooth from rain and wind.
**Aşınmış** kaya yağmur ve rüzgardan dolayı pürüzsüz hale gelmişti.
She admired the weathered fence along the country road.
Kırsal yol boyunca uzanan **yıpranmış** çiti hayranlıkla izledi.
The sailor’s weathered hands told many stories.
Denizcinin **yıpranmış** elleri birçok hikaye anlatıyordu.
Despite being weathered, the statue stood strong through the years.
**Yıpranmış** olmasına rağmen, heykel yıllar boyunca dimdik durdu.