"waterlogged" in Turkish
Definition
Suya öyle doymuş ki daha fazla suyu ememeyen ve kullanılamaz hale gelen. Genellikle toprak, saha veya eşyalar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genelde aşırı yağmurdan sonra zemin, arazi veya nesneler için kullanılır. Olumsuz bir durumu ifade eder, insanlar veya hayvanlar için kullanılmaz.
Examples
The football field is waterlogged after last night's storm.
Dünkü fırtınadan sonra futbol sahası **su ile dolmuş** durumda.
My shoes got waterlogged when I stepped in a big puddle.
Büyük bir su birikintisine bastığımda ayakkabılarım **sırılsıklam** oldu.
The ground is too waterlogged to plant anything right now.
Şu anda toprak çok **su ile dolmuş**, bir şey ekilemez.
The basement got so waterlogged during the flood that all the boxes were ruined.
Sel sırasında bodrum öyle **su ile dolmuş** ki tüm kutular mahvoldu.
After days of heavy rain, the path was completely waterlogged and impossible to walk on.
Günlerce süren şiddetli yağmurdan sonra patika tamamen **su ile dolmuş** ve yürünemez olmuştu.
Don't leave your tent on waterlogged ground or you'll wake up soaked!
Çadırını **su ile dolmuş** zemine kurma, sabah sırılsıklam uyanırsın!