"walk into" in Turkish
Definition
Yürüyerek bir yere girmek veya yürürken yanlışlıkla bir şeye/kişiye çarpmak ya da beklenmedik şekilde bir duruma dahil olmak.
Usage Notes (Turkish)
'walk into the room' gibi yer belirten ifadelerle kullanılır. Ayrıca 'walk into a wall' (yanlışlıkla bir yere çarpmak) veya 'walk into trouble' (beklenmedik bir duruma düşmek) gibi anlamlarda da kullanılır. Gündelik konuşmada yaygındır.
Examples
I walked into the classroom quietly.
Ben sessizce sınıfa **içeri girdim**.
She walked into the shop to buy some bread.
O, ekmek almak için dükkana **içeri girdi**.
Be careful not to walk into the glass door.
Cam kapıya **çarpmamaya** dikkat et.
I didn't expect to walk into my boss at the supermarket!
Süpermarkette patronuma **rastlayacağımı** beklemiyordum!
He just walked into this mess without knowing anything.
Hiçbir şey bilmeden bu karmaşanın içine **düştü**.
Sometimes you just walk into opportunities when you least expect it.
Bazen hiç beklemediğinde **fırsatların içine düşersin**.