아무 단어나 입력하세요!

"straddle" in Turkish

bacaklarını iki yana açarak oturmakiki tarafa birden yakın olmak

Definition

Bir şeye bacaklarını iki yana açarak oturmak veya iki grup ya da fikir arasında kalmak, ikisine birden dahil olmak anlamına gelir.

Usage Notes (Turkish)

Hem gerçek anlamda hem de iki farklı görüş veya taraf arasında kalmak anlamında kullanılır. 'straddle a fence' tarafsız kalmak anlamına gelir.

Examples

He likes to straddle the bike when he waits.

Beklerken bisikletin üzerinde **bacaklarını iki yana açarak oturmayı** sever.

She straddled the bench in the park.

O parkta bankta **bacaklarını iki yana açarak oturdu**.

The river straddles the border between the two countries.

Nehir, iki ülkenin sınırını **iki yana yayılır** şekilde geçiyor.

She has always straddled the line between art and science.

O her zaman sanat ve bilim arasında **iki yerde birden oldu**.

Politicians often straddle difficult issues to appeal to more voters.

Politikacılar, daha fazla seçmene hitap etmek için genellikle zor meselelerde **iki tarafa birden yakın dururlar**.

He tried to straddle both sides of the argument, but nobody was convinced.

Tartışmada her iki tarafı da **idare etmeye çalıştı**, ama kimse ikna olmadı.