"stouthearted" in Turkish
Definition
Tehlike veya zorlukla karşılaşınca cesaret ve kararlılık gösteren kişidir.
Usage Notes (Turkish)
Biraz resmi ve eski bir ifadedir; genellikle övgü veya ilham verici konuşmalarda kullanılır, günlük dilde nadirdir.
Examples
The stouthearted firefighters saved many people during the fire.
**Yürekli** itfaiyeciler yangın sırasında birçok insanı kurtardı.
A stouthearted leader inspires others in hard times.
**Yürekli** bir lider, zor zamanlarda başkalarına ilham verir.
She stayed stouthearted even when everyone else was afraid.
Herkes korkarken o **yürekli** kalmaya devam etti.
You have to be stouthearted to climb that dangerous mountain.
O tehlikeli dağa tırmanmak için **yürekli** olmak gerekir.
Everyone admired his stouthearted response to the crisis.
Herkes kriz karşısındaki **yürekli** tepkisine hayran kaldı.
Only the stouthearted would dare to speak up against the unfair rules.
Yalnızca **yürekli** olanlar haksız kurallara karşı çıkmaya cesaret eder.