"stabilizing" in Turkish
Definition
Bir şeyi dengeli, güvenli ve kolayca değişmeyecek hale getiren.
Usage Notes (Turkish)
'dengelendirici etkisi', 'istikrar sağlayan güç' gibi ifadelerde sıkça kullanılır; hem somut, hem soyut şeyler için uygun.
Examples
The medicine has a stabilizing effect on her mood.
İlaç, onun ruh halinde **dengelendirici** etki yapıyor.
She helped by stabilizing the ladder while I climbed.
Ben tırmanırken o, merdiveni **dengelendirici** şekilde tuttu.
A stabilizing agent keeps the mixture from separating.
**Dengelendirici** bir madde, karışımın ayrışmasını önler.
The new policy is stabilizing the company's finances.
Yeni politika, şirketin mali durumunu **istikrar sağlıyor**.
Having a routine can be very stabilizing during stressful times.
Bir rutine sahip olmak stresli zamanlarda çok **dengelendirici** olabilir.
He plays a stabilizing role in the team when things get chaotic.
Takımda işler karışınca, o **dengelendirici** bir rol üstlenir.