"secede" in Turkish
Definition
Bir bölge veya siyasi yapıdan resmi olarak ayrılıp bağımsız olmak.
Usage Notes (Turkish)
Bu ifade yalnızca siyasi ve resmi durumlar için uygundur; bireylerin veya küçük grupların ayrılmasında kullanılmaz. 'Birlikten ayrılmak' gibi terimlerle eşleşir.
Examples
The region wants to secede from the country.
Bölge, ülkeden **ayrılmak** istiyor.
Some states tried to secede during the war.
Bazı eyaletler savaş sırasında **ayrılmaya** çalıştı.
Leaders voted on whether to secede from the federation.
Liderler federasyondan **ayrılmak** için oy kullandı.
Should a city ever be allowed to secede if most people want independence?
Bir şehirde çoğunluk bağımsızlık isterse, **ayrılmasına** izin verilmeli mi?
After years of negotiation, the territory was finally able to secede peacefully.
Yıllarca süren görüşmelerden sonra, bölge nihayet barışçıl bir şekilde **ayrılabildi**.
Many people fear that if one state secedes, others will follow.
Bir eyalet **ayrılırsa**, diğerlerinin de bunu takip edeceğinden birçok kişi korkuyor.