"salient" in Turkish
Definition
Diğerlerinden kolayca fark edilen, özellikle önemli veya öne çıkan bir özelliği anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya akademik alanlarda, 'salient feature', 'salient point' gibi ifadelerde kullanılır. Günlük konuşmada nadirdir.
Examples
The salient points of the report were discussed first.
Raporun en **belirgin** noktaları önce tartışıldı.
One salient feature of the building is its large glass entrance.
Binanın **belirgin** özelliklerinden biri büyük cam girişidir.
The color red is a salient part of their national flag.
Kırmızı renk, bayraklarının **öne çıkan** bir parçasıdır.
Her explanation highlighted the most salient issues affecting students today.
Açıklaması, günümüzde öğrencileri etkileyen en **belirgin** sorunları öne çıkardı.
In the interview, he only focused on the salient achievements of his career.
Röportajda sadece kariyerinin **dikkat çekici** başarılarına odaklandı.
Let’s stick to the salient facts before going into details.
Detaylara geçmeden önce **belirgin** gerçeklere odaklanalım.