아무 단어나 입력하세요!

"run the gauntlet" in Turkish

zorlu sınavdan geçmekeleştirilerle yüzleşmek

Definition

Bir kişinin, başkalarının eleştirileri veya zorlayıcı durumlarla karşılaşarak zor bir süreçten geçmesi.

Usage Notes (Turkish)

Gerçekten koşmak anlamına gelmez; zorlu eleştiriler veya testler karşısında dayanmayı anlatır. Genelde resmi ve günlük konuşmada kullanılır.

Examples

After his mistake, he had to run the gauntlet of his classmates' jokes.

Hatasından sonra, sınıf arkadaşlarının şakalarının **zorlu sınavından geçti**.

If you want to be an actor, you must run the gauntlet of auditions.

Oyuncu olmak istiyorsan, seçmelerin **zorlu sınavından geçmelisin**.

The president often has to run the gauntlet of tough questions from the press.

Cumhurbaşkanı sık sık basının zorlu sorularının **zorlu sınavından geçmek** zorunda kalıyor.

Every time I bring up politics at dinner, I know I’ll have to run the gauntlet with my family.

Yemekte siyaset açtığımda ailemle **zorlu sınavdan geçmem** gerekeceğini biliyorum.

The new employee had to run the gauntlet on her first day, facing endless questions from everyone.

Yeni çalışan, ilk günü boyunca herkesin bitmek bilmeyen sorularının **zorlu sınavından geçti**.

Posting your opinions online is like agreeing to run the gauntlet — everyone has something to say.

Fikirlerini internette paylaşmak, **zorlu sınavdan geçmeyi** kabul etmek gibidir; herkesin söyleyecek bir şeyi var.