"rivage" in Turkish
Definition
Deniz, göl veya büyük bir su kütlesinin kara ile buluştuğu yer; kıyı.
Usage Notes (Turkish)
'Kıyı' ve 'sahil', edebi veya betimleyici anlatımlarda tercih edilir; gündelik dilde 'plaj' veya 'deniz kenarı' daha yaygındır.
Examples
He walked along the rivage at sunset.
Gün batımında **kıyı** boyunca yürüdü.
The boat landed on the rivage.
Tekne **kıyıya** yanaştı.
Children played near the rivage of the lake.
Çocuklar gölün **kıyısında** oynadı.
The fisherman gazed at the mist rising off the rivage in the early dawn.
Balıkçı, şafakta **kıyıdan** yükselen sise baktı.
Many artists have painted the wild beauty of the rivage.
Birçok sanatçı **kıyı**nın vahşi güzelliğini resmetti.
Legend says an old shipwreck lies buried beneath the sands of this rivage.
Efsaneye göre, bu **kıyıdaki** kumların altında eski bir gemi enkazı gömülü.