"propitious" in Turkish
Definition
Bir şey elverişli ya da uygun olduğunda, başarıya yol açma olasılığı yüksek olur veya iyi sonuçlar getirebilir.
Usage Notes (Turkish)
‘Propitious’ daha çok resmi ve yazılı dilde kullanılır. Genellikle elverişli zamanlar veya koşulları belirtirken 'propitious moment', 'propitious sign' gibi kalıplarda geçer. Günlük konuşmada yaygın değildir.
Examples
This is a propitious time to start your project.
Bu, projenize başlamak için **elverişli** bir zaman.
The weather was propitious for our picnic.
Hava pikniğimiz için **elverişli**ydi.
A propitious sign appeared before the ceremony.
Tören öncesinde bir **elverişli** işaret belirdi.
Everything seemed propitious for a positive outcome.
Her şey olumlu bir sonuç için **elverişli** görünüyordu.
She waited for a propitious moment to share the news.
Haberleri paylaşmak için bir **elverişli** an bekledi.
It wasn’t the most propitious day for travel, but we went anyway.
Seyahat için en **elverişli** gün değildi ama yine de gittik.