"princeling" in Turkish
Definition
Gerçek bir yetkisi olmayan, ayrıcalıklı ya da şımarık olarak görülen genç prens.
Usage Notes (Turkish)
Genelde edebi veya alaycı bir tonda, olumsuz anlamda kullanılır. ‘Hak etmeden ayrıcalık sahibi’ ya da ‘babadan oğula geçen güç’ gibi siyasi konularda rastlanır.
Examples
The princeling inherited a large fortune but had no real responsibilities.
**Küçük prens** büyük bir servet miras aldı ama gerçek anlamda hiçbir sorumluluğu yoktu.
In ancient times, a princeling might govern a small region under the king.
Eski zamanlarda, bir **küçük prens** kralın otoritesi altında küçük bir bölgeyi yönetebilirdi.
Many people disliked the arrogant attitude of the young princeling.
Birçok kişi, genç **şımarık prens**in kibirli tavrından hoşlanmadı.
He acted like a real princeling, expecting everyone to do things for him.
Herkesin onun için bir şeyler yapmasını bekleyerek tam bir **küçük prens** gibi davrandı.
Some critics call wealthy heirs in business 'modern princelings'.
Bazı eleştirmenler zengin mirasçılara ‘modern **küçük prensler**’ diyor.
Growing up as a princeling, he never learned how to handle real problems on his own.
Bir **küçük prens** olarak yetiştiği için gerçek sorunlarla kendi başına başa çıkmayı hiç öğrenemedi.