"paucity" in Turkish
Definition
Bir şeyin çok az olması ya da eksikliği; yetersiz miktar.
Usage Notes (Turkish)
Akademik ve resmî yazışmalarda tercih edilir; genellikle 'paucity of' gibi kullanılır, örneğin 'paucity of evidence'. Günlük konuşmada nadirdir.
Examples
There is a paucity of clean water in the region.
Bölgede temiz su **kıtlığı** var.
The report shows a paucity of data.
Rapor, verilerin **kıtlığını** gösteriyor.
The team failed due to a paucity of ideas.
Takım, fikir **kıtlığı** nedeniyle başarısız oldu.
We struggled with the paucity of resources available.
Mevcut kaynakların **kıtlığı** ile mücadele ettik.
Her ideas stood out because of the paucity of other suggestions.
Başka önerilerin **kıtlığı** nedeniyle onun fikirleri öne çıktı.
There’s a real paucity of affordable housing in big cities these days.
Günümüzde büyük şehirlerde uygun fiyatlı konut **kıtlığı** gerçekten yaşanıyor.