"nubbin" in Turkish
Definition
Bir şeyin küçük, kısa parçası ya da yüzeydeki küçük çıkıntı. Genellikle yiyeceklerin kalan küçük parçaları veya küçük yumrular için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle samimi, kırsal veya tarımsal ortamlarda, esprili bir şekilde kullanılır. Gündelik konuşmada nadir geçer. Yiyecek artığından ya da yüzeydeki küçük çıkıntılardan bahsetmek için uygundur.
Examples
I found a nubbin of carrot left on my plate.
Tabakta havuçtan sadece bir **küçük parça** kalmıştı.
That corn is only a nubbin and cannot be eaten.
O mısır sadece bir **küçük parça**, yenmez.
You can see a small nubbin on the dog's nose.
Köpeğin burnunda küçük bir **çıkıntı** görebilirsin.
After eating, there was nothing left but a nubbin of bread.
Yemekten sonra geriye sadece bir **küçük parça** ekmek kaldı.
He laughed and called his little toe a nubbin because it was so tiny.
Küçük ayak parmağı o kadar minikti ki, ona **küçük parça** dedi ve güldü.
When the tree was cut down, only a nubbin remained above the ground.
Ağaç kesilince, toprakta sadece bir **küçük çıkıntı** kaldı.