"meandering" in Turkish
Definition
Düz değil de kıvrılarak ilerleyen; ayrıca konuşma veya yazının belirgin bir yönü olmadan farklı konulara atlaması.
Usage Notes (Turkish)
'Kıvrımlı nehir', 'kıvrımlı yol' gibi doğrudan kullanımda; ayrıca yazı veya konuşmada odaktan sapma anlamında kullanılır. Bazen toparlanmamışlık ima eder.
Examples
The meandering river flowed through the valley.
**Kıvrımlı** nehir vadi boyunca aktı.
We took a meandering path through the forest.
Ormandan **kıvrımlı** bir yoldan geçtik.
His story was long and meandering.
Hikayesi uzundu ve biraz **dolambaçlıydı**.
We spent the afternoon meandering through the old city streets.
Öğleden sonrayı eski şehir sokaklarında **kıvrıla kıvrıla** geçirdik.
Her essay was a bit too meandering and hard to follow.
Onun makalesi biraz fazla **dolambaçlı** ve takip etmesi zordu.
He answered my question with a meandering explanation that never got to the point.
Soruma hiç sonuca varmayan **dolambaçlı** bir açıklamayla cevap verdi.