"loudmouthed" in Turkish
Definition
Bir kişinin yüksek sesle, kaba veya kendini beğenmiş şekilde çok konuşmasını tanımlar.
Usage Notes (Turkish)
Olumsuz anlamdadır; sadece çok konuşan değil, kabaca ve sır saklamayan kişilere söylenir.
Examples
He is very loudmouthed at parties.
O, partilerde çok **ağzı bozuk** biridir.
Nobody likes a loudmouthed friend.
Kimse **ağzı bozuk** bir arkadaşı sevmez.
Don't be so loudmouthed about your opinions.
Fikirlerin konusunda bu kadar **ağzı bozuk** olma.
My uncle is a bit loudmouthed, but he means well.
Amcam biraz **ağzı bozuk**, ama iyi biridir.
That guy is so loudmouthed—everyone knows other people's secrets because of him.
O adam çok **ağzı bozuk**—bu yüzden herkes başkalarının sırrını biliyor.
She can be pretty loudmouthed when something upsets her.
Canı sıkılınca oldukça **ağzı bozuk** olabilir.