"looming" in Turkish
Definition
Kötü, endişe verici veya önemli bir olayın yakında gerçekleşmek üzere olduğunu ve tehdit edici şekilde yaklaştığını belirtir.
Usage Notes (Turkish)
Tehdit, kriz, son tarih, felaket gibi ciddi ve olumsuz olaylar için kullanılır. 'looming deadline', 'looming danger' gibi kalıplarla sık görülür, olumlu olaylar için tercih edilmez.
Examples
There is a looming storm on the horizon.
Ufukta **yaklaşan** bir fırtına var.
I am worried about the looming deadline at work.
İş yerinde **yaklaşan** son tarihten endişeliyim.
The company is facing looming financial problems.
Şirket **yaklaşan** mali sorunlarla karşı karşıya.
With exams looming, I need to start studying now.
Sınavlar **kapıda**, hemen çalışmaya başlamam lazım.
There's a sense of crisis looming over the entire city.
Tüm şehirde bir kriz **yaklaşıyor** hissiyatı var.
Rumors of layoffs are looming at the office.
Ofiste işten çıkarılma söylentileri **kapıda**.