아무 단어나 입력하세요!

"litigate" in Turkish

dava etmek

Definition

Bir anlaşmazlığı veya davayı mahkemeye taşıyıp hakimin karar vermesini sağlamak. Genellikle hukuki veya ticari durumlarda kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Yalnızca resmi, hukuki veya ticari anlaşmazlıklar için kullanılır; 'dava etmek', 'bir konuyu mahkemeye taşımak' gibi. Gayriresmi kavgalarda kullanılmaz.

Examples

They decided to litigate instead of settling out of court.

Onlar mahkeme dışında uzlaşmak yerine **dava etmeye** karar verdiler.

The company will litigate the copyright claim.

Şirket, telif hakkı iddiasını **dava edecek**.

Do you really want to litigate this issue in court?

Bu konuyu gerçekten mahkemede **dava etmek** istiyor musunuz?

Their lawyer warned them not to litigate unless absolutely necessary.

Avukatları, kesinlikle gerekmedikçe **dava etmemelerini** söyledi.

It's often cheaper to negotiate than to litigate a disagreement.

Bir anlaşmazlığı **dava etmekten** ziyade, müzakere etmek genellikle daha ucuzdur.

The parties tried mediation, but ended up having to litigate in the end.

Taraflar arabuluculuğu denedi ama sonunda **dava etmek** zorunda kaldılar.