"lifeblood" in Turkish
Definition
Bir şeyin canlı, başarılı veya işler kalmasını sağlayan en önemli ve vazgeçilmez unsur.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle mecazi ve resmi/edebi bir şekilde kullanılır. Bir topluluk, organizasyon ya da sürecin vazgeçilmez ögesi için tercih edilir. Kan anlamında nadiren geçer.
Examples
Farming is the lifeblood of this small village.
Tarım, bu küçük köyün **can damarı**dır.
Water is the lifeblood of all living things.
Su, tüm canlıların **can damarıdır**.
Donations are the lifeblood of the charity.
Bağışlar bu derneğin **can damarıdır**.
Small businesses are really the lifeblood of our local economy.
Küçük işletmeler gerçekten de yerel ekonomimizin **can damarıdır**.
Communication is the lifeblood of any healthy relationship.
İletişim, sağlıklı ilişkinin **can damarıdır**.
Volunteers form the lifeblood of our organization, we couldn't function without them.
Gönüllüler, bizim organizasyonumuzun **can damarıdır**, onlar olmadan işleyemezdik.