"lead with" in Turkish
Definition
Bir konuşma, hikaye veya eyleme belirli bir şeyden başlayarak ya da belirli bir yaklaşım veya kısmı kullanarak öne çıkmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle iş, gazetecilik ve sporda kullanılır. 'lead with your strengths' gibi kalıplar halinde gelir.
Examples
She decided to lead with a joke to break the ice.
Buzları eritmek için **bir şaka ile başladı**.
Our manager wants to lead with the most important news first.
Yöneticimiz önce en önemli haberle **başlamak istiyor**.
In boxing, he always leads with his left hand.
Boksta her zaman **sol eliyle öne çıkar**.
If you lead with your weaknesses, people might overlook your strengths.
**Zayıf yönlerle başlarsan**, insanlar güçlü yönlerini gözden kaçırabilir.
Journalists often lead with the biggest story to get attention.
Gazeteciler dikkat çekmek için genellikle en büyük haberle **başlar**.
You should lead with a strong introduction in your presentation.
Sunumunda güçlü bir girişle **başlamalısın**.