"laboured" in Turkish
Definition
Çok çaba ve zorlukla yapılan veya yapay duran bir durum. Fiziksel hareket, nefes alma veya konuşmada kullanılabilir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuzdur; özellikle 'zorlanmış nefes' veya konuşmada yapaylık için kullanılır. Pozitif çaba için değil.
Examples
His laboured breathing worried the doctor.
Onun **zorlanmış** nefesi, doktoru endişelendirdi.
She gave a laboured explanation that confused everyone.
Herkesi kafasını karıştıran **zorlanmış** bir açıklama yaptı.
They moved with laboured steps up the hill.
Yokuşu **zorlanmış** adımlarla çıktılar.
His response sounded so laboured, like he was trying too hard to impress.
Cevabı o kadar **yapay** geldi ki, sanki etkileyemeye çok çalışıyordu.
After hiking all day, my voice was weak and laboured.
Tüm gün yürüdükten sonra, sesim zayıf ve **zorlanmış** çıkıyordu.
The speech felt laboured rather than natural or smooth.
Konuşma doğal veya akıcı değil, oldukça **yapay** hissettirdi.