"ire" in Turkish
Definition
Çok şiddetli ve derin bir öfke hissetmek. Genellikle adaletsizlik karşısında yaşanan yoğun kızgınlıktır.
Usage Notes (Turkish)
'Öfke' veya 'hiddet' resmi veya yazılı dilde daha sık kullanılır; 'kızgınlık' gibi hafif durumlar için uygun değildir, derin ve ciddi öfkeyi anlatır.
Examples
His comments filled her with ire.
Onun yorumları, onu **öfkeyle** doldurdu.
She could not hide her ire.
**Öfkesini** gizleyemedi.
The unfair decision sparked public ire.
Haksız karar, halkın **öfkesini** tetikledi.
If you break the rules, you'll soon incur her ire.
Kuralları bozarsan yakında onun **öfkesini** üzerine çekersin.
His mistakes have drawn the boss's ire more than once.
Hataları, patronun **öfkesini** defalarca çekti.
The politician’s remark provoked the ire of the entire crowd.
Siyasetçinin sözü, kalabalığın tamamında **öfkeye** yol açtı.