"inordinate" in Turkish
Definition
Normalden, beklenenden ya da gerekliden çok daha fazla olan; aşırı veya ölçüsüz.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya akademik dilde kullanılır. Sıradan sohbetlerde nadiren duyulur. Bir miktarın gereğinden çok olduğunu vurgular.
Examples
She spent an inordinate amount of time on her homework.
Ev ödevine **aşırı** zaman harcadı.
He has an inordinate fear of flying.
Uçmaktan **aşırı** derecede korkuyor.
There was an inordinate number of people at the concert.
Konserde **aşırı** sayıda insan vardı.
You’re putting an inordinate amount of pressure on yourself.
Kendine **aşırı** bir baskı yapıyorsun.
I waited an inordinate length of time for the bus this morning.
Bu sabah otobüsü **aşırı** uzun süre bekledim.
Sometimes, his inordinate curiosity gets him into trouble.
Bazen onun **aşırı** merakı başına dert açıyor.