"incarnate" in Turkish
Definition
Bir özelliğin, fikrin ya da kavramın canlı ve somut bir şekilde bir kişide veya nesnede tam anlamıyla ortaya çıkması.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok edebi veya resmi dilde; 'kötülüğün cisimleşmiş hali', 'iyiliğin cisimleşmiş hali' gibi vurgulu ifadelerde geçer. Gündelik konuşmada yerine 'somutlaştırmak' veya 'vücut bulmak' tercih edilir.
Examples
Many saw her as kindness incarnate.
Birçok kişi onu **iyiliğin cisimleşmiş hali** olarak gördü.
The villain in the movie was evil incarnate.
Filmin kötü karakteri **kötülüğün cisimleşmiş hali**ydi.
He tried to incarnate the spirit of freedom in his speech.
Konuşmasında özgürlük ruhunu **somutlaştırmaya** çalıştı.
To me, patience is incarnate in my grandmother.
Benim için, sabır **büyükannemde cisimleşmiş** durumda.
Some say that artist is creativity incarnate.
Bazıları o sanatçının **yaratıcılığın cisimleşmiş hali** olduğunu söyler.
His selfishness made him look like greed incarnate to everyone around.
Bencilliği, onu çevresindekiler için **açgözlülüğün cisimleşmiş hali** haline getirdi.