"in evidence" in Turkish
Definition
Bir şeyin açıkça görülebilir veya fark edilebilir olduğu durum; dikkat çeken.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi veya yazılı dilde kullanılır. Günlük konuşmalarda pek rastlanmaz.
Examples
The answers were clearly in evidence during the interview.
Yanıtlara mülakatta **gözle görülür** şekilde rastlandı.
Her happiness was in evidence all day.
Onun mutluluğu gün boyu **gözle görülür** durumdaydı.
No mistakes were in evidence in the report.
Raporlarda hiçbir hata **gözle görülür** şekilde yoktu.
Optimism was much in evidence at the event.
Etkinlikte iyimserlik **gözle görülür** şekilde vardı.
Excitement was in evidence as the doors opened.
Kapılar açılır açılmaz heyecan **gözle görülür** hale geldi.
There was little hope in evidence after the news.
Haberden sonra **gözle görülür** pek umut kalmadı.