"impugn" in Turkish
Definition
Özellikle resmi ya da hukuki bir ortamda bir şeyin doğruluğu, geçerliliği veya dürüstlüğünü sorgulamak ya da itiraz etmek.
Usage Notes (Turkish)
Çok resmi ve genellikle hukuk veya akademik bağlamda kullanılır. Günlük dilde kullanılmaz. 'impugn the results' gibi yapılarla karşılaşılır.
Examples
The lawyer tried to impugn the witness's credibility.
Avukat, tanığın güvenilirliğini **sorgulamaya** çalıştı.
She chose not to impugn his motives in public.
Kamusal alanda onun niyetlerini **itiraz etmeme** kararı aldı.
They attempted to impugn the integrity of the election.
Seçimin bütünlüğünü **itiraz etmeye** çalıştılar.
I don't want to impugn anyone's character, but her story doesn't add up.
Kimsenin karakterine **itiraz** etmek istemem, ama onun hikayesi pek tutarlı değil.
The report does not impugn the company's findings, but it raises further questions.
Rapor, şirketin bulgularına **itiraz etmiyor**, ancak yeni sorular doğuruyor.
You can disagree, but don't impugn my honesty.
Aynı fikirde olmayabilirsin, ama dürüstlüğüme **itiraz** etme.