"foreshadow" in Turkish
Definition
Bir hikayede veya olayda ileride olacak bir şey hakkında önceden ipucu veya uyarı vermek.
Usage Notes (Turkish)
Edebiyat ve film eleştirisinde sık kullanılır. Gelecekteki olaylara dair dolaylı ipuçları anlamına gelir. 'Öngörmek' gibi doğrudan anlatmak değildir, daha çok ima içerir.
Examples
The dark clouds foreshadowed the coming storm.
Kara bulutlar yaklaşan fırtınayı **önceden haber verdi**.
The music in the movie foreshadows something bad will happen.
Filmdeki müzik, kötü bir şey olacağını **ima ediyor**.
A broken mirror often foreshadows bad luck in stories.
Kırık bir ayna hikayelerde sıkça kötü şansın **habercisi olur**.
The author subtly foreshadows the ending in the first chapter.
Yazar ilk bölümde sonu **önceden ima ediyor**.
Her strange dream foreshadowed the troubles she would soon face.
Onun garip rüyası, yakında karşılaşacağı sıkıntıların **habercisi oldu**.
Sometimes a single word in a script can foreshadow a major plot twist.
Bazen bir senaryodaki tek bir kelime bile büyük bir olayın **habercisi olabilir**.