"force through" in Turkish
Definition
Başkalarının karşı çıkmasına rağmen yetki veya güç kullanarak bir şeyi kabul ettirmek veya gerçekleştirmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle yasa, karar veya değişikliklerde karşıtlığa rağmen yetkiyle bir şeyi kabul ettirmek için kullanılır. Biraz olumsuz anlam içerir, fiziksel güçle karıştırılmamalı.
Examples
The government tried to force through a new law.
Hükümet yeni bir yasayı **zorla geçirmeye çalıştı**.
They managed to force through the changes despite protests.
Onlar protestolara rağmen değişiklikleri **zorla geçirdiler**.
He wants to force through his ideas in every meeting.
O, her toplantıda fikirlerini **dayatmak** istiyor.
The bill was forced through parliament late last night.
Teklif dün gece geç saatlerde parlamentodan **zorla geçirildi**.
They’re trying to force through a merger nobody actually wants.
Kimsenin aslında istemediği bir birleşmeyi **zorla geçirmeye** çalışıyorlar.
We can’t just force through our plans without listening to others.
Başka kimseyi dinlemeden planlarımızı **zorla geçiremeyiz**.