아무 단어나 입력하세요!

"forbidding" in Turkish

ürkütücüsoğuk (tavır)gözdağı veren

Definition

İç karartıcı, korkutucu ya da yaklaşılması zor görünen; insanlarda huzursuzluk veya korku yaratan durum ya da görünüş.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok ortam, yüz ifadesi, dağ ya da hava gibi korkutucu veya soğuk görünen şeyler için kullanılır. 'forbidden' (yasak) ile karıştırmayın. Sadece sıfat olarak kullanılır.

Examples

The castle looked forbidding in the dark.

Karanlıkta kale **ürkütücü** görünüyordu.

She has a forbidding expression on her face.

Yüzünde **soğuk** bir ifade vardı.

The mountain trail seemed forbidding to new hikers.

Dağ yolu yeni yürüyüşçüler için **gözdağı veren** geliyordu.

Her forbidding glare kept everyone silent at the meeting.

Onun **soğuk** bakışı toplantıda herkesi susturdu.

The weather turned forbidding, so we decided to stay inside.

Hava **ürkütücü** bir hal alınca içeride kalmaya karar verdik.

Don't let the forbidding look of the book scare you—it’s actually very interesting.

Kitabın **ürkütücü** görüntüsüne aldanma—aslında çok ilginç.