"for a living" in Turkish
Definition
Bir kişinin geçimini sağlamak için yaptığı iş ya da meslek.
Usage Notes (Turkish)
İş tanımından sonra kullanılır: 'Geçimini sağlamak için öğretmenlik yapıyorum.' Ana gelir kaynağını belirtir, hobi değildir.
Examples
He drives a taxi for a living.
O, **geçimini sağlamak için** taksi sürüyor.
What do you do for a living?
Sen **geçimini sağlamak için** ne yapıyorsun?
She cooks for a living.
O, **geçimini sağlamak için** aşçılık yapıyor.
I fix computers for a living, but I also love photography.
Ben **geçimini sağlamak için** bilgisayar tamir ediyorum, ama fotoğrafçılığı da seviyorum.
Believe it or not, he travels the world for a living.
İnan ya da inanma, o, **geçimini sağlamak için** dünyayı dolaşıyor.
Most artists struggle to make enough money for a living.
Çoğu sanatçı **geçimini sağlamak için** yeterince para kazanmakta zorlanıyor.