"felonious" in Turkish
Definition
Ağır suçlarla ilgili veya onları içeren davranış ya da eylem anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle hukuki veya resmi metinlerde kullanılır. 'Felonious assault', 'felonious intent' gibi ifadelerde yer alır. Sıradan suçlardan daha ciddi anlam taşır, günlük konuşmada nadiren geçer.
Examples
The police arrested him for a felonious act.
Polis, onu **suç teşkil eden** bir eylemden dolayı tutukladı.
He was convicted of a felonious crime.
**Suç teşkil eden** bir suçtan mahkûm oldu.
A felonious assault can lead to many years in prison.
**Suç teşkil eden** bir saldırı, yıllarca hapis cezasına neden olabilir.
Legal experts debated whether her actions were truly felonious or just unwise.
Hukuk uzmanları, onun eylemlerinin gerçekten **suç teşkil eden** olup olmadığını ya da sadece akılsızca olduğunu tartıştı.
That kind of felonious behavior is not tolerated in this city.
Bu tür **suç teşkil eden** davranışlar bu şehirde hoş görülmez.
She was accused of having felonious intent when she entered the building at night.
Gece binaya girdiğinde **suç teşkil eden** niyetle hareket ettiği iddia edildi.