"entomb" in Turkish
Definition
Birini veya bir şeyi mezara, toprağa ya da bir şeyin altına hapsederek dışarı çıkamayacak duruma getirmek. Genellikle gömme veya tamamen kapalı kalma anlamında kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve edebi bir kelime olup, genellikle ölüm, gömülme veya kapalı kalma gibi anlamlarda kullanılır. 'entombed in ice', 'entomb the remains' gibi kalıplarda sık geçer. Günlük konuşmada nadiren kullanılır.
Examples
They entombed the king in a grand tomb.
Kralı görkemli bir mezara **gömdüler**.
The avalanche entombed the village under snow.
Çığ köyü kar altında **gömdü**.
Workers entombed the capsule deep underground.
İşçiler kapsülü yerin derinliklerine **gömdü**.
He felt like his dreams were entombed by his failures.
Hayalleri başarısızlıklarıyla **gömülmüş** gibi hissetti.
The ancient city lay entombed beneath layers of earth.
Antik şehir toprak katmanlarının altında **gömülüydü**.
Decades of dust had entombed the old piano in the attic.
On yıllarca biriken toz, tavan arasındaki eski piyanoyu **gömmüştü**.