"downcast" in Turkish
Definition
Kişinin üzgün veya umutsuz hissetmesi ve genellikle başını eğmesi durumunu anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle insanlar için, özellikle 'downcast eyes' gibi kalıplarda kullanılır. ‘Sad’den daha edebi ve resmidir. Eşya için nadiren kullanılır.
Examples
He looked downcast after hearing the disappointing news.
O hayal kırıklığı yaratan haberi duyunca **başını öne eğik** halde göründü.
Her eyes were downcast during the meeting.
Toplantı sırasında gözleri **başı öne eğik** idi.
The child felt downcast after losing his favorite toy.
En sevdiği oyuncağını kaybedince çocuk çok **üzgün** hissetti.
She sat in the corner with a downcast expression, not talking to anyone.
Kimseyle konuşmadan köşede **başı öne eğik** bir ifadeyle oturdu.
Even though he tried to smile, his downcast eyes gave away his true feelings.
Gülümsemeye çalışsa da, **başı öne eğik** gözleri gerçek hislerini ele verdi.
After failing the exam, he walked out of the classroom looking downcast.
Sınavı geçemeyince sınıftan **üzgün** halde çıktı.