"disgracing" in Turkish
Definition
Birinin veya bir şeyin saygınlığını, onurunu ciddi şekilde zedelemek; utanmasına veya utandırıcı bir durumda kalmasına neden olmak.
Usage Notes (Turkish)
'disgracing' kelimesi, 'ailesini rezil etmek', 'ismini kirletmek' gibi ciddi ve resmî ortamlarda kullanılır; 'embarrassing'den daha ağır bir anlam taşır.
Examples
He was accused of disgracing his family.
Ailesini **rezil etmekle** suçlandı.
She apologized for disgracing the school's name.
Okulun adını **rezil ettiği** için özür diledi.
They were punished for disgracing themselves during the event.
Etkinlikte kendilerini **rezil ettikleri** için cezalandırıldılar.
People talked about the politician disgracing the office with his actions.
İnsanlar politikacının yaptığı hareketlerle makamı **rezil ettiğini** konuşuyordu.
By cheating, you're only disgracing yourself.
Aldatarak sadece kendini **rezil ediyorsun**.
Some accused the team of disgracing the country's reputation after losing badly.
Takım ülkeyi ağır bir yenilgiden sonra **rezil etti** diyenler oldu.